Yargıtay Kararları

YILLIK İZİN TALEBİ İŞVERENCE ONAYLANMADIĞI HALDE İŞYERİNDEN MAZERETSİZ OLARAK AYRILAN VE DEVAMSIZLIK GÖSTEREN DAVACI İŞÇİNİN İŞ SÖZLEŞMESİNİN FESHİ HAKLI NEDENLE GERÇEKLEŞTİRİLMİŞ SAYILIR. BU NEDENLE İHBAR VE KIDEM TAZMİNATINA HAKKAZANILMASI OLANAKSIZDIR

[YARGITAY
9. HUKUK DAİRESİ] _________________
E. 2006/15954
K. 2006/17843
T. 20.06.2006
________________________________________________________________

DAVA: Davacı, kıdem, ihbar tazminatlarının ödetilmesine karar verilmesini
istemiştir.

Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde
davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği
konuşulup düşünüldü:

 KARAR: Davacı işçi, son yıla ait iznini kullanmak için 08.01.2005 tarihinde
bir dilekçe ile işverene başvurmuş ve 09.01.2005 tarihinde hac yolculuğuna
çıkacağından bahisle izinli sayılmasını bildirmiştir.

Davalı işveren aynı tarihli cevabi yazısı ile işyerinde iki kasap olduğunu
ve diğer çalışanın da izinli bulunduğunu açıklayarak izin talebinin
karşılanamadığı belirtilmiştir.

Davacı işçi izin talebine olumlu cevap verilmediğini bildiği halde işyerine
10.01.2005 ve 11.01.2005 tarihleri arasında gitmediğinden bahisle işverence iş
sözleşmesi 12.01.2005 tarihinde 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/2-g bendi
uyarınca feshedilmiştir. İşverence yapılan bu feshin haklı olup olmadığı,
bunun sonucu olarak davacı işçinin ihbar ve kıdem tazminatlarına hak kazanıp
kazanamayacağı uyuşmazlığı oluşturmaktadır. Mahkemece, işverence iyi niyet
kuralları dışına çıkarak işçiye izin verilmediği ve feshin haklı olmadığı
gerekçesiyle isteklerin kabulüne karar verilmiştir.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 60. maddesinde, “Yıllık ücretli izinlerin,
yürütülen işlerin niteliğine göre yıl boyunca hangi dönemlerde kullanılacağı,
izinlerin ne suretle ve kimler tarafından verileceği veya sıraya bağlı
tutulacağı, yıllık izninin faydalı olması için işveren tarafından alınması
gereken tedbirler ve izinlerin kullanılması konusuna ilişkin usuller ve
işverence tutulması zorunlu kayıtların şekli Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığı tarafından hazırlanacak bir yönetmelikle gösterilir” şeklinde kurala
yer verilmiştir. Anılan madde uyarınca hazırlanarak yürürlüğe konulmuş olan
Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliğinin 7. maddesinde, işçinin izin isteğini en az
bir ay önceden işveren bildirmesi gerektiği açıklanmış, 8. maddede ise,
işverenin işçinin izin kullanma tarihi ile bağlı olmadığı, işçinin talebi ve
iş durumu dikkate alınarak izin döneminin belirleneceği ifade edilmiştir. Aynı
yönetmeliğin 8. maddesinde ayrıca, “Aynı tarihe rastlayan izin isteklerinde;
işyerindeki kıdem ve bir önceki yıl iznini kullandığı tarih dikkate alınarak
öncelikler belirlenir” şeklinde düzenleme bulunmaktadır.

Yıllık ücretli izin yönetmeliğinde de belirtildiği üzere yıllık izin
kullanılacağı zamanı belirlemek işverenin yönetim hakkı kapsamında
kalmaktadır. İşverenin bu hakkının iyi niyet kuralları çerçevesinde
kullanılması gerektiği açıktır. Bir başka anlatımla, işçinin anayasal temeli
olan dinlenme hakkının, işyerinin gereklerine uygun biçimde ve mümkün
olduğunca işçinin talebi çerçevesinde kullandırılması gerekir. İşverenin bu
noktada yönetim hakkını kötüye kullanmasının yasalar karşısında korunmayacağı
kabul edilmelidir.

Dosya içindeki bilgi ve belgelere göre davacı işçi, ilk olarak 22.12.2004
tarihinde izin için talepte bulunmuş, bu dilekçe üzerine işverence bir işlem
yapılmadığından bahisle 08.01.2005 tarihinde ikinci bir dilekçe vermiştir.
İzin talebi işverence onaylanmadığı halde işyerinden ayrılmış ve davalı
işveren devamsızlık tutanakları düzenleyerek 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/2-g
maddesi uyarınca iş sözleşmesini feshetmiştir.

Davalı işveren, işyerinde davacı ile aynı görevde çalışmakta olan diğer
işçiye aynı tarihlerde izin verilmiş olmasını, davacının izin talebinin
karşılanamamasının gerekçesi olarak göstermiştir. Gerçekten, davacıya göre
daha kıdemli olduğu anlaşılan diğer işçi de hacca gitmek için aynı dönemde
izin istemiştir. İşverence davacı ile diğer işçinin her ikisinin birden izne
ayrılmasının uygun olmadığı belirtilmiş ve daha kıdemsiz konumda olan davacı
işçinin izin talebi onaylanmamıştır. Kaldı ki, izin isteği de yönetmeliğe göre
1 ay öncesinden talep edilmemiştir. Bu şekilde işçinin izin talebinin
karşılanması noktasında işverene yeterli süre de tanınmıştır. İşverence
yapılan bu işlemlerde, 4857 sayılı İş Kanunu ile Yıllık Ücretli İzin
Yönetmeliği hükümlerine bir aykırılık yoktur. Bu itibarla davacı işçinin
işyerinden ayrılması geçerli bir mazerete dayanmamaktadır. İşverence davacı
işçinin iş sözleşmesinin feshi haklı nedene dayandığından, davacı işçinin
ihbar ve kıdem tazminatlarına hak kazanmasına olanak bulunmamaktadır.
Mahkemece davanın reddi gerekirken yazılı şekilde isteklerin kabulü hatalı
olup bozmayı gerektirmiştir.

 SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA,
20.06.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.

Etiketler
Daha fazla göster

Benzer Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

four × two =

Kapat
Araç çubuğuna atla