Yargıtay Kararları

ÖZEL VEYA TÜZEL KİŞİLER, SENDİKALARIN FAALİYETLERİNİN DURDURULMASI VEYA KAPATILMASI İSTEMİYLE DOĞRUDAN DAVA AÇAMAZ. DAVACILARIN BU YÖNDE AKTİF HUSUMET EHLİYETLERİNİN BULUNMADIĞI ANLAŞILMAKLA DAVANIN REDDİNE KARAR VERİLMESİ GEREKİR

[YARGITAY

  1. HUKUK DAİRESİ]

_________________

  1. 2007/5140
  2. 2007/4747
  3. 20.02.2007

   DAVA: Davalı T.O.İ. Sendikası üyesi olan davacılar ile birleşen dosyada

davacılardan T.O.İ. Sendikası, davalı sendikanın yasada öngörülen şartlar

sağlanmadan kurulduğunu, bu nedenle fiil ehliyetinin bulunmadığını, tüzel

kişilik kazanamadığını, zira; 2821 sayılı Sendika Kanunu’nun 63/1. fıkrası

delaletiyle Türk Medeni Kanunu’nun 56. maddesine göre sendikanın, sendika

kurucu üye koşullarını taşıyan en az yedi gerçek kişi ile kurulması gerektiği

halde beş kurucu üyenin davalı sendikanın kuruluş tarihinde Türkiye Orman

İşçileri Sendikasına üyesi olduklarını, Sendikalar Yasası’nın 22/1 ve 25/2

maddeleri gereğince sonraki üyeliklerin geçersiz olacağını, yine kurucu üye

Y.’nin adam öldürmeye tam teşebbüs suçundan 8 yıl ağır hapis cezasına hüküm

giymiş olduğunu, C.’nin başka işkolunda kurulu bulunan işyerinde çalıştığı,

A.’nın da çalışıp çalışmadığının dahi tespit edilemediğini, A.D. ve S., adlı

kurucu üyelerin sendika tüzüğündeki imzalarının sahte olduğu, dolayısıyla

kurucular hakkında ağır ceza mahkemesinde kamu davası açıldığı, kısaca beş

kurucu üyenin sendika kurucusu olma koşullarını taşımadıklarından TMK.nun 49.

maddesi gereğince davalı sendikanın fiil ehliyetine sahip bulunmadığını, diğer

taraftan Sendikalar Yasası’nın 10/3. maddesi gereğince sendika üye sayısı bini

aşmadığından genel kurulun üyelerle yapılması gerektiğini, ilan edilen ilk

toplantı tarihinde üye sayısının salt çoğunluğu ile toplanması gerekirken 220

üye ile toplanıldığını, bunun Yasaya açıkça aykırı olduğunu belirterek davalı

sendikanın baştan itibaren kurulmamış olduğunu ve hukuki ehliyetinin

bulunmadığının tespiti faaliyetlerinin durdurulmasına ve Bakanlık kaydının

iptali ile yöneticilerin işten el çektirilmesine ve tasfiye işlemleri için

kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.

   Davalı Bakanlık, davalı sendikanın kurucuları ve üyeleri ile ilgili

davaların halen derdest olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

   Davalı sendika ise, Sendikalar Kanunu’nun 6. ve 54. maddelerinde sendika

kuruluşu ve kurucu üyelerle ilgili ayrıntılı düzenlemeler yapıldığını ve

sendikanın kuruluşundaki eksiklik ve kanuna aykırılık durumlarında dava

açabilecek kişilerin belirtildiğini, buna göre davacıların dava açma

yetkilerinin bulunmadığını, aktif husumet yokluğundan davanın usule aykırı

olduğunu, işkolu değişikliğinin sendikanın kuruluşundan sonra gerçekleştiğini,

memnu hakların iadesi durumunda mahkumiyetin kuruculuğa engel

oluşturmayacağını, sahte imza konusunda ceza davasının devam ettiğini, kaldı

ki, sendikalarının üyesi olan davacıların açmış oldukları genel kurul

toplantısının iptaline yönelik taleplerinin bir aylık hak düşürücü süre

geçirildikten sonra dava açıldığından hak düşürücü süre nedeniyle reddini

istemiştir.

   Mahkemece davacıların dava açmaya ehil oldukları, davalı sendikanın kuruluş

tarihinde beş kurucu üyesinin aynı işkolunda başka sendikaya üye olmaları ve

bunlardan birini de kurucu üye olmaya engel mahkumiyetinin bulunması

dolayısıyla davalı sendikanın asgari olması gereken kurucu üye sayısının

yediden ikiye düştüğü, kurucu üyelik koşullarını taşıyan iki üye ile sendika

kurulamayacağından davalı sendikanın baştan itibaren tüzel kişilik

kazanamadığının ve hukuki varlığının bulunmadığının tespitine ve

faaliyetlerine son verilmek üzere kapatılmasına, buna bağlı olarak Bakanlık

kaydının iptaline ve karar kesinleştiğinde tasfiye işlemlerinin yürütülmesi

için kayyım atanmasına karar verilmiştir.

   Her ne kadar mahkemenin hüküm kısmında davalı T.O.İ. Sendikasının

kapatılmasına karar verilmiş ise de; davacılar 2821 sayılı Sendika Kanunu’nun

63/1. fıkrası delaletiyle Türk Medeni Kanunu’nun 49. ve 56. maddelerine

dayanarak bu davayı açmış olduklarından ortada Sendikalar Kanunu’nun 54.

maddesine göre açılmış bir dava bulunmaması sebebi ile davalı sendikanın

kapatılmasına ilişkin mahkeme kararının kesin olarak verildiğinin kabulü

mümkün değildir. Zira kararın kesin olduğunun kabulü ancak Sendikalar

Yasası’nın 54. maddesi uyarınca usulüne uygun tarafça açılmış davalarda

yapılan yargılama sonucunda verilen sendikanın kapatılması kararları için söz

konusudur.

   Davacılar Türk Medeni Kanunu’nun 49. ve 56. maddelerinden hareketle dava

açmışlar ise de, Sendikalar Yasası’ndaki özel düzenlemeler karşısında genel

mahiyetteki Türk Medeni Kanunu hükümleri uygulanarak sonuca gitmek mümkün

değildir.

   Davanın dayanağı 2821 sayılı Sendika Kanunu’nun 6. ve 54. maddeleridir.

2821 sayılı Sendika Kanunu’nun 54. maddesi gereğince sendikaların kuruluşu

sırasında kanuna aykırılık veya eksiklik sebebi ile aynı Yasanın 6/7. fıkrası

uyarınca Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı veya ilgili

valilikçe başvurulması halinde görevli mahalli mahkeme gerekli gördüğü

takdirde kurucuları da dinleyerek üç işgünü içerisinde sendika ve

konfederasyonunun faaliyetlerin durdurulmasını karar verebilir. Yasanın atıf

yapılan 6/7. fıkrasında ise, “tüzük ve bu maddede sayılan belgeler ile

içerdikleri bilgilerin Kanuna aykırılığının tespiti veya bu Kanunda öngörülen

kuruluş şartlarının gerçekleşmediğinin anlaşılması halinde, vali veya ilgili

bakanlıkların her biri sendika veya konfederasyonun faaliyetinin durdurulması

veya kapatılması için iş davalarına bakmakla görevli mahalli mahkemeye

başvurur” yolunda düzenlemeye yer verilmiştir. Açıklanan bu düzenleme gereği

sendikaların faaliyetlerinin durdurulması veya kapatılması davalarının

açılmasında dava ehliyeti Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, İçişleri

Bakanlığı veya ilgili valiliktir. Başka bir anlatımla bu kurumlar dışında özel

ve tüzel kişiler bu tür dava açma ehliyetine sahip değildir. Davacıların

anılan kurumlara dava açmaları için başvurmaları gerekirken; dava açma

ehliyeti bulunmadıkları halde sendikaların faaliyetlerinin durdurulması ve

kapatılması için dava açmaları yasal olarak mümkün değildir. Birleştirilen her

iki davadaki davacıların sendikanın faaliyetlerinin durdurulması ve

kapatılması isteklerinin aktif husumet ehliyetlerinin bulunmaması sebebi ile

reddi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması

hatalıdır.

   Davacılardan N… ve V… ayrıca sendika ilk genel kurulunun iptalini talep

ettiklerinden ve bu istekle ilgili davayı açmak için aktif husumet ehliyetine

sahip bulunduklarından adı geçen davacıların sendikanın olağan genel kurulunun

iptali istemi ile ilgili işin esasına girilerek hüküm kurulması yerine yazılı

gerekçe ile bu istek ile ilgili karar verilmemiş olması da bozma nedenidir.

   SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA,

20.02.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.

Etiketler
Daha fazla göster

Benzer Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

18 − nine =

Kapat
Araç çubuğuna atla